Yumurtalık Kistleri ve Over Kistleri

13 Ağustos 2014
Yumurtalık Kisti Türleri

Yumurtalık Kistleri Nasıl Oluşur ve Nasıl Tedavi Edilirler ?

Yumurtalık Kisti Nedir ?

Kısaca tanımlamak gerekirse kist, “içi sıvı dolu kesecik” lere verilen genel isimdir. Kistler çevre dokulardan sahip oldukları ve “kist duvarı” denilen bir zar ile ayrılırlar.

Kistler iyi huylu (selim) ve kanseröz (neoplastik) kistler olarak basitçe ikiye ayrılabilir.
Çoğu kadın hayatının bir döneminde yumurtalıklarında kist problemi ile karşı karşıya gelebilir. Yumurtalıklardaki kistler genellikle belirti vermeyip, çoğu zaman rutin jinekolojik kontroller sırasında fark edilir.

Yumurtalıklar embriyolojik orijinleri açısından çok değişik türdeki hücreleri bünyelerinde barındırır. Bu özellikleri ile yumurtalıklar vücuttaki diğer tüm organlardan ayrılırlar.

Yumurtalıkların diğer önemli özellikleri ise hormonal etkilere cevap verici olmalarıdır. Değişik hormonlara cevap olarak yumurtalıklar büyüyebilir veya kistleşebilir.

Kistler nasıl oluşur?

Vücudumuzdaki hiçbir hücre sürekli kalıcı değildir. Tüm hücrelerimiz bir yandan ölürken diğer yandan yenileri yapılır. Yine bütün hücreler değişik miktar ve yapılarda bir tür sıvı salgılarlar.

Hücrelerde üretilen sıvıların emiliminden fazla olması durumunda dokular arasında sıvı birikimi olur. Dokular arası biriken normalden fazla sıvıya“ödem” adı verilir. Ödemler, vücudun değişik yerlerindeki şişliklerle kendilerini gösterirler.

Eğer doku dışında biriken sıvılar bir zar tarafından çevrelenir, bir kesecik halini alır ve içeride sıvı alışverişi engellenirse ortaya çıkan bu lezyonun adı “kist” olur. Vücutta bulunan hemen hemen bütün organlarda kist ortaya çıkabilir (Beyin kistleri, akciğer kistleri, karaciğer kistleri gibi…).

Ancak yumurtalık dışındaki organların kistleri genelde çok daha çabuk ve kolay belirti verir. Bunun nedeni diğer organlarda meydana gelen kistlerin bu organların fonksiyonlarını bozmalarıdır.

Yumurtalık kistlerinin bir kısmı bu şekilde fonksiyon bozukluğu ile belirti verirken, çok büyük bir bölümü ne fonksiyonlarda bir kayba neden olur ne de uzunca bir süre belirti verir.

Yumurtalık kistlerinin belirtileri nelerdir?

Vajenin daraltılması (Vaginoplasti) :
Over kistleri kabaca; habis (malign, kötü huylu) ve selim (benign, iyi huylu) olarak ayrılabilirler. En sık görülen kistler iyi huylu olanlardır.

Yumurtalık kistlerinin en sık belirtileri:

  • – Adet düzensizlikleridir (En sık verdikleri belirtidir) ,
  • – Karında şişlik,
  • – Karın veya kasık ağısı,
  • – Sindirim sitemi bozuklukları (kabızlık, ağrılı dışkılama),
  • – İdrar yolu şikayetleri (sık idrara çıkma) gibi özgün olmayan (non-spesifik) belirtilerdir.

Çok fazla büyümeyen bir over kisti karın boşluğu içerisinde kendine rahatlıkla yer bulabileceği için bir şişlik yapmaz.

Ağrı, over kirstlerinde görülen nadir bir bulgudur. Eğer ağrı varsa bu kitlenin büyüdüğünü, iltihaplandığını ya da bir endometriozis probleminin de olabileceğini gösterir.

Yumurtalıkta kistleri olan kişilerde nadiren kistlerin kendi etrafında dönmesi (“torsiyon”) veya patlaması (“rüptür”) şiddetli ağrı ve akut karın tablosuna yol açabilir. Akut karın ağrısı yapan bu durumlarda acil ameliyat gerekebilir.

Kistler mesaneye baskı yaparak sık idrara çıkma, “rektum” denilen barsağın son kısmına bası yaparak kabızlık veya ağrılı dışkı yapma şikayetlerine neden olabilirler. Zaman zaman da iştahsızlık, kilo kaybı, hafif bulantı gibi sindirim sistemi yakınmaları olabilir.

Unutulmaması gereken nokta, yumurtalıktaki kistlerin çok farklı türlerinin olduğu ve yarattığı şikayetlerin türüne bağlı olabileceğidir.

Yumurtalık kistleri nasıl teşhis edilir?

Over kistleri, genelde rutin muayeneler veya başka bir sebepten dolayı yapılan jinekolojik muayene ve jinekolojik ultrasonografiler sonucunda saptanırlar.

Kistlerin iyi huylu olup olmadığının değerlendirilmesinde;

  • – Hastanın yaşı, (ileri yaşlarda veya menopoz sonrası kötü)
  • – Kitlenin büyüklüğü ve şekli, (büyük ve düzensiz görünümde ise kötü)
  • – Basit kist ya da solid (içi katı) yapıda oluşu, (komplike kist ise kötü, basit kist ise iyi)
  • – Etrafa yapışık olup olmadığı (yapışık ise kötü)
  • – Hassasiyet olup olmadığı önemlidir.

Pelvik ultrasonografide saf kist görünümünde olan ve 5-6 cm’den küçük çapta olan kistlerin iyi huylu (selim) ve fonksiyonel kist olma olasılığı yüksektir.

Ultrason muayenesinde içinde papillomatöz (karnıbaharımsı) çıkıntıları olan, solid yapılı, 5-6 cm’den büyük, batında asit (sıvı birikimi) yapan, çevre dokulara yapışık (immobil), böbreklerde üreter denen idrar kanalına bası yaparak genişlemelere (hidronefroz) sebep olan kistlerin kötü olma olasılığı yüksektir.

Ayrıca menopoz sonrası (postmenopozal dönemde) ortaya çıkan kistler de habis olma potansiyeline sahiptir.

Tanıda hastanın ve kitlenin durumuna göre bazen bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans (MRI), hormon tetkikleri ve kanda tümör belirteçleri (tumor marker’ları) incelenerek tedavi için bir karara varılır.

Tumor markerları (tümör belirteçleri) nedir?

Yumurtalık kistlerinin durumlarını ve gidişatını izlemek için kanda bakılan tümör belirteçleri (tumor markır’ları) önemlidir. Tumor markerları arasında en sık olarak Ca 125, Ca 15-3, Ca 19.9, kullanılmaktadır.

İyi Huylu (Selim) Yumurtalık Kistleri :

İyi huylu yumurtalık (over) kistleri kanser yapma eğilimi olmayan ancak kişilerde farklı düzeylerde problemler oluşturan kistlerdir. Genelde iyi huylu olan ve kendiliğinden geçen pek çok kist, çoğu zaman kişilerde gereksiz yere endişelenmelere neden olabilmektedirler.

Follikül kistleri genelde belirti vermezler. Patlaması ya da kendi etrafında dönmesi ile akut batın tablosu yaratması yok denebilecek kadar azdır. Bazen östrojen hormonu salgılayarak adet düzensizliğine neden olabilir. Folikül kistlerinin oluşma nedeni tam bilinmektedir

Sıklıkla başka bir nedenle yapılan ultrason incelemesi esnasında fark edilen follükül kistleri, en sık olarak adet gecikmeleri şikayeti ile belirti veririler.

Follikül kistleri genelde kendiliğinden kaybolur ve tedavi gerektirmez. Üreme çağındaki kadınlarda saptanan ve 5 cm’den küçük kistler takibe alınır. Hasta bir ay sonra yeniden muayeneye çağırılarak kistin 1-2 adet dönemi sonrasında kendiliğinden kaybolması beklenir.

Bazı zamanlarda kistin küçülmesini kolaylaştırmak için tedavi amaçlı doğum kontrol hapları verilebilir. Burada amaç beyinden salgılanan gonadotropinleri baskılayarak overler üzerindeki uyarıyı ortadan kaldırmaktır.

Tedaviye rağmen küçülmeyen ya da büyüme gösteren kistler için ameliyat gerekli olabilir. Bu kistler genellikle üreme çağındaki genç kadınlarda görüldüğünden Laparoskopi yöntemi ile ameliyat esnasında yumurtalığa zarar vermeden sadece kist çıkartılır. Çünkü “yumurtalıklar bir kadın için en önemli organların başında gelir”.

Follikül Kistleri :

Gençlerde en sık rastlanan kistlerin başında gelir. Gelişen yumurta hücresinin çatlamaması ve büyümeye devam etmesi nedeni ile olduğu düşünülmektedir.

Büyüklükleri genelde 2-3 cm’dir, nadiren 4 cm’yi aşar. Oldukça gergin, tek odacık içinde berrak sıvı içeren kistlerdir. Genelde herhangi bir komplikasyon yaratmazlar ve hatta çoğu zaman ultrason kontrollerinde tesadüfen farkedilirler.

Korpus luteum kistleri

Normalde her yumurtlamadan sonra yumurta hücresinin atıldığı yer farklılaşarak “korpus luteum” adı verilen dokuya dönüşür.

Korpus luteumun ana görevi, ortaya çıkabilecek bir gebelikte düşük olmadan gebeliğin rahime yerleşmesini sağlayan ve “progesteron” adı verilen bir hormonu plasentanın işlevsel hale gelene kadar üretilmesidir. Progesteron yeni oluşan bir gebeliğin rahim tarafından yabancı bir doku olarak algılanarak atılmasına engel olur.

Renginden dolayı adına “sarı cisimcik” de denilen corpus luteum zaman zaman içinde sıvı birikmesi nedeni ile kistleşebilir. Kistler genelde 3-4 cm büyüklüğünde olmakla birlikte 1-10 cm arasında değişebilirler. Hormon salgıladıkları için adet rötarına (gecikmesine) yol açabilir.

Kist içine kanama olursa kasıklarda ağrı görülebilir. Bazen patlayıp karın içine kanamaya yol açabilir. Bu durumda sıklıkla dış gebelik ile karıştırılabilir.

Korpus luteum kistleri, herhangi bir komplikasyon gelişmediği durumlarda tedavi gerektirmez ve kendiliğinden kaybolurlar.

Bazan corpus luteum kisteri özellikle gebeliğin ilk haftalarında da ortaya çıkabilmektedirler. Gebelikte oluşan corpus luteum kistleri genelde 3-4 cm çaptan küçüktürler.

Endometrioma (Çikolata Kistleri):

Çikulata kistleri, rahimin içini döşeyen endometrium adı verilen zar tabakasının yumurtalıklarda bulunması ve her adet döneminde kanayarak kistleşmesi sonucunda oluşur.

Her adet döneminde kanayan kist içerisinde uzun süre kalan kan zamanla pıhtılaşıp eriyerek, çikolata rengi ve kıvamında bir sıvı halini alır. Bu nedenle bu kistler çikolata kisti olarak anılmaktadır.

Çikolata Kistleri “Endometriozis” denilen bir rahatsızlık ile beraber olup genelde etrafa yapışıklıklar gösterir. Çikulata kistlerinin görülmesi endometriosis hastalığının şiddetli olduğunu gösterir.

Ultrasonografide yumurtalık içerisinde yer alan yoğun granüllü kistik kitlelerin görülmesi ile tanısı konulabilir.

Ultrason tetkikinde bir bölmeli (septalı), iki bölümlü bir “endometrioma (çikolata kisti)” görülebilir.

Çikulata kisti olan kadınlar veya genç kızlar genelde hekime ağrılı adet, cinsel ilişki sırasında ağrı (disparunia) , kısırlık (infertilite) ve fazla miktarda adet görme şikayeti ile başvururlar.

Endometriomaların ayırıcı tanısında yumurtalıklardan gelişen Neoplastik (Kanseröz) kistler içinde özellikle “müsinöz kanserler” bulunmaktadır. Serumda dolaşan “tumör maker’ları (tümör belirteçleri) ve doppler kan akımında direnç ve akım indexlerinin bakılması ile ayırıcı tanı yapılabilmektedir. Ancak yine de kesin tanı operasyon sonrası çıkartılan dokunun patolojik incelemesi ile konulur.

Endometrioma’ların tedavisi cerrahi operasyonla kistlerin çıkartılmasıdır. Bu cerrahi operasyonlar için genelde Laparoskopi yöntemleri kullanılmaktadır.

Çukulata kisti çıkartılan hastaların % 50’si ilk 6 ay içinde tedaviye gerek kalmadan hamile kalmaktadır.

4 cm’den küçük kistler ise beklenip izlenebilir veya bir takım ilaç tedavileri (Danazol, Gn RH analogları gibi) denenebilir.

İnklüzyon Kistleri :

Sıklıkla rahim ameliyatı esnasında rastlanan fonksiyonel olmayan bir kisttir.

İnklüzyon kistleri genellikle mikroskopik boyuttadır. Hiçbir belirti vermez ve ultrasonda da fark edilemez.

İnklüzyon kistleri büyük olasılıkla her yumurtlamadan sonra yumurtalık cidarının bütünlüğünün bozulmasını takiben iyileşme döneminde doku içerisinde “germinal epitel” adı verilen hücre türünün hapsolmasından kaynaklanmaktadır.

Bazı araştırmacılar bu kistçiklerin uzun dönemde habis (malign) değişime uğrayabileceğini ve over kanserinin öncülü olabileceğini iddia etmektedirler.

Teka-lutein Kistleri :

Aşırı hormon salgısına bağlı olarak ortaya çıkarlar. Hemen hemen her zaman çift taraflıdır ve 20 cm kadar büyük olabilirler. Sıklıkla kısırlık tedavisi alanlar ile gebeliğin anormal bir durumu olan mol gebeliği (üzüm gebeliği) durumunda sık olarak görülür. Tedavide yatak istirahatı ve takip gerekir. Bazı zamanlarda cerrahi tedavi gerekebilir.

Gebelik Luteoması :

Gebelik esnasında görülen solid (içi katı) yapıdaki kitlelerdir. Bazen 20 cm’ye kadar büyüyebilirler.

Hastaların dörtte birinde fazla miktarda salınan erkeklik hormonuna bağlı olarak gebelikte tüylenme (kıllanma, hirsutism) şikayeti yapabilirler.

Gebelik sona erdiğinde kendiliğinden geriler. Ancak diğer tümörlerden ayrımının yapılması gerekir. Selim(İyi Huylu) Over Kistlerinin Komplikasyonları

Selim over kistlerinin iki önemli komplikasyonu vardır:
– Torsiyon (dönme)
– Ruptür (patlama)
Her iki durumda da ani başlangıçlı ve şiddetli karın ağrıları mevcuttur.

Torsiyon (Dönme) :

İyi huylu over kistlerinde en korkulan komplikasyondur. Torsiyon; yumurtalığın kendi etrafında dönmesidir.

Bu durumda yumurtalığa giden kan akımı azalacağı ya da kesileceği için bir süre sonra dokuda “gangren (dokunun ölümü)” meydana gelir.

Torsiyonun klinik bulgusu gittikçe şiddeti artan ağrıdır. Bazen ise torsiyon tam olarak olmaz ve bu durum kendini hafif bir ağrı ile belli eder.

Bir süre sonra yumurtalık torsiyondan kurtulup “detorsiyone” olarak normal konumuna döner ve ağrı kaybolabilir.

Torsiyonun en çok görüldüğü “Dermoid kist” varlığında görülme sıklığı %3.2-16 arasındadır. Kistin büyüklüğü ve ağırlığı arttıkça torsiyon riski de artar.

Torsiyone over kistlerinde acil ameliyat gereklidir. Ameliyatla torsiyone olmuş kist tamamen çıkartılır.

Rüptür (Patlama) :

Bir kistin “rüptüre olması” yani patlaması kendiliğinden olabileceği gibi torsiyona bağlı da gelişebilir.

Rüptür aniden oluştuğunda genelde şok gelişir. Kist içeriği dermoid kistlerdeki gibi yağlı veya katı dokudan zengin ise bu dokular karın zarını (peritonu) irrite ederek tehlikeli bir durum olan “kimyasal peritonit”e neden olabilir.

Kist rüptürlerinde iç kanama meydana geliyorsa veya ağrı dayanılmaz hale gelip bir “akut batın (akut karın)” tablosuna dönüşüyorsa hasta acil ameliyata alınarak tedavi edilir.

Hafif şikayet yaratan ve şikayetlerin saatler içinde azaldığı durumlarda ise beklenip hasta takibe alınabilir.

 

Paylaşım